E- Posta:

info@sanathukuku.com

Tel: 0553 146 29 27

Hukuksal Terimler


A


Anayasa: Bir toplumda devletin yönetim biçimini belirten, yasama,yürütme,yargı erklerinin nasıl kullanılacağını gösteren,yurttaşların hak ve ödevlerini,özgürlüklerini saptayan ve düzenleyen yasa sıralamasında en üstte olan yasa.

Anayasa Mahkemesi: Türkiye’de yasaların ve kararnamelerin, işlemlerin yürürlükteki anayasaya uyup uymadığı konusundaki savları kesin karara bağlayan, gerekli durumlarda Yüce Divan olarak da görev yapan Yüksek Mahkeme.

Adalet: Hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesi, doğruluk.

Akdetmek: Sözleşme yapmak, imzalamak.

Akit: Hukuki sonuç doğurmak amacı ile iki veya daha çok kimsenin veya kuruluşun karşılıklı ve birbirlerine uygun irade beyanları, sözleşme.

Atıf: yöneltme, çevirme, kaynak gösterme.

Asgari: En aşağı, en azından.

Asli: Bir şeyin temelini oluşturan,asıl olan.


B


Baro: Bir kentte bulunan bütün avukatların zorunlu olarak bağlı oldukları meslek kuruluşudur.

Batıl: Doğru ve haklı olmayan, gerçeğe uymayan,geçerliliği bulunmayan.

Beyanname: Bir kimsenin resmi bir kuruluşa herhangi bir durumu bildirmek yazı ile yapılan bildirim.

Butlan: Geçersiz olma, hüküm olmama durumu.

Bilirkişi: Belli bir konudan iyi anlayan, o konuda bir anlaşmazlığa düşüldüğünde çözüm için görüşüne başvurulan uzman kimse.


C – Ç


Cari: Uygulanan; yürürlükte olan.

Cebri: Zorla yapılan.


D


Dava: Hukuksal bir sonuç elde etmek, bir hüküm sağlamak için bir yargı organına başvurma ve bunun sonucu olarak yargı organınca çözümü, hükme bağlanması gereken konu.

Delil: Aranılan gerçeğe ulaştırabilen iz.


E


Ecr-i Müsemma: Taraflar arasında belirlenen ücret.

Edim: Aralarındaki borç ilişkisi dolayısıyla alacaklının isteyebileceği, borçlunun da yerine  getirmekle yükümlü bulunduğu bir davranış biçimi.

Ehil: Bir işi en iyi biçimde yapacak düzeyde bilgisi olan, usta, yeterli ve yetkili kimse.

Ekseriyet: Çoğunluk, çokluk.

Emtia: Satılacak şeyler, mallar.

Evkaf: Vakıflar, vakıf mallarını yöneten kuruluş.

Elzem: En gerekli olan, vazgeçilmez.


F


Feragat: Hakkında kendi isteğiyle vazgeçme.


G


Gerçek Kişi: Tüzel kişi değil insan, kimse olarak var olan kişi.


H


Hak: Hukuk tarafından korunan menfaat.

Hukuk: Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü.

Hak Ehliyeti: Sağ doğmak koşulu ile ana rahmine düştüğü andan ölüme kadar olan dönemde herkesin sahip olduğu medeni haklardan yararlanma yeteneğidir. Kişilerin hak ve borçlara sahip olabilme yeteneğidir.

Hakkaniyet: Hak ve adalete uygunluk, doğruluk.

Haksız Fiil: Hukuk düzeninin izin vermediği, zarar verici eylemlerdir.

Hasb-el Kanun: Kanun gereği, kanun icabı.

Himaye: Esirgeme, gözetme, koruma.

Hususi: Özel; kişiye ait.


I – İ


İçtihat: Uygulanacak kuralın yasada ya da örf ve âdet hukukunda açıkça ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde bulunmadığı durumlarda yargıcın ya da hukukçunun görüşünden doğan, yargı kuralı değerinde sonuç.

İcabet Etmek: Bir buyruğa, bir isteğe uymak.

İnsan Hakları: Tüm insanların sahip olduğu temel hak ve özgürlüklere denir. İnsan hakları, ırk, ulus,etnik köken, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. Bu hakları kullanmakta herkes eşittir.

İfa: Ödeme, yerine getirme; bir işi yapma.

İfade: Anlatma; anlatış; anlatım.

İlga: Ortadan kaldırma; yürürlükten kalkma; hükümden düşürme; geçersizleştirme.


K


Kanun: Anayasasının yetkili kıldığı organ tarafından bir şekilde ve bu ad altında tespit edilmiş bulunan genel, sürekli ve soyut hukuk kurallarıdır.

Kamu Düzeni: Bir ülkedeki kurum ve kuralların, devletin güvenliğini, kamu hizmetlerinin iyi işlemesini ve bireyler arasındaki ilişkilerde huzuru, hukuk ve ahlak kurallarına uygunluğu sağlamasıyla oluşan düzen.

Kamu Hizmeti:Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri tarafından veya bunların gözetimi ve denetimi altındaki diğer kişilerce, kamunun genel veya ortak gereksinimlerini sağlamaya yönelik olarak sürdürülen faaliyetler.

Kovuşturma: İşlenmiş olan bir suç için, suçlu sanılan kimseyle ilgili olarak, yasalara göre yapılan soruşturma ve araştırma.

Kazai Karar: Yargı mercilerinin verdikleri son karar.

Kıstas: Bir yargıya varmak veya değer vermek için başvurulan ilke.

Kıyas: Karşılaştırma; oranlama; örnekseme.

Keşif: Ortaya çıkarma; meydana çıkarma, gizli olan bir şey hakkında geniş bilgi edinme.


L


Liyakat: Yeterlilik, yetenek, uygunluk.

Leh: Bir şeyden ya da bir kimseden yana olma, onun yanını tutma, onun iyiliğinden ve çıkarından yana olan davranış.

Literal: Hakikate uygun, aslına uygun.


M


Maktu: Kesilmiş, kesin olarak değeri biçilmiş olan.

Makul: Ölçüyü aşmayan, elverişli, uygun.

Meblağ: Para miktarı, tutar.

Mecra: Bir işin gidiş, oluş yolu.

Meçhul: Bilinmeyen, tanınmayan.

Mağdur: Haksızlığa uğramış olan kimse.

Mevzuat: Bir ülkede yürürlükte olan yasa, tüzük, yönetmelik vb.nin bütünüdür.

Muafiyet: Affedilmiş olma; bağışıklık; yükümlülük dışında tutulma.

Menfi: Olumsuz, negatif.

Meşruiyet: Hukuka uygunluk.

Muhakeme: Birbirine karşı olan iki tarafı dinleyerek bir yargıya varma, yargılama.

Muharrer: Yazıya geçirilmiş, yazılı.

Muhtıra: Herhangi bir işi hatırlatmak, uyarmak amacıyla yazılan yazı.

Mutad: Adet haline gelmiş, yapılması alışkanlık halini almış, alışılmış olan.

Muvafakat: Razı olma, uygun olma.

Müdafi: Bir davada, davacı veya davalının haklarını savunan kimse.

Müeyyide: Yaptırım; destek; hukuk kurallarının uygulanmasını sağlamak ve zorlamak için yasalara konulan hükümler; bir kuralın emir ve yasaklara uyulmadığı zaman karşılaşılacak olan tepkidir.

Müsaade: İzin; yardım; uygun olma; serbestlik.

Müstehak: Hak eden.

Müzayede: Artırma; açık artırma.


N


Niza: İhtilaf; çekişme; uyuşmazlık.


O


Objektif: Nesnel düşünce tarzı. Herhangi bir konuda tarafsız değerlendirme yapmak,kişisel görüşünü değerlendirmenin dışında tutmak.


P


Plebisit: Halk oylaması.


R


Re’sen: Kimseye danışmaksızın, kendiliğinden.

Resmi Gazete: Başbakanlık tarafından çıkarılan ve kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, tüzüklerin ve bazı yönetmeliklerin yürürlüğe girmesi için yayımladığı gazetedir.

Reşit: On sekiz yaşını dolduran veya yasal olarak erginliğine mahkemece karar verilen kişi.


S – Ş


Soruşturma: Suçun işlenmesinden başlayarak yargı verilinceye dek, kolluk, savcı, yargıç yönünden yapılan inceleme, araştırma ve kanıtların toplanması işleminin tümü.

Sözleşme: Hukuksal sonuç doğurmak amacıyla iki ya da daha çok kişinin ya da kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlem, akit.

Suç: Tipik, hukuka aykırı, kusurlu insan davranışı.

Şikayet: Zarar gördüğü bir suçun failini, ilgili makam ve memurlara bildiren kişi.


T


Tanık: Duruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kimse, şahit.

Tazminat: Maddi veya manevi zarara karşılık ödenen bedel; hukuka aykırı olarak başkalarına verilen zararların ödetilmesi biçiminde müeyyide.

Tebligat: Bir hukuki işlemin yetkili makamca, ilgili kişinin bilgisine sunulmak üzere, kanun ve usule uygun olarak yazı veya ilanla bildirilmesi.

Telif Hakları: Fikir ürünü eserler üzerinde yaratıcısının sahip bulunduğu haktır.

Teminat: Belli bir hukuksal durumu (genellikle borcun ödenmesini) sağlamak için verilen garanti.

Tescil: Resmi kütük veya defterlere bir konunun(hakkın) yazılması, kayıt düşülmesi.

Tüzel Kişi: Hukuk bakımından birçok kişinin veya malın topluluğundan doğan ve tek bir kişi sayılan varlık.

Tahkim: Sözleşmelerden doğan bir anlaşmazlıkta mahkeme yerine hakeme başvurma.

Teşhir: Gösterme, sergileme.

Tebliğ: Bildirim, haber verme.


U – Ü


Uzlaşma: Anlaşma, bir ihtilafın sona erdirilmesi, sulh olma.


V


Vade: Belirlenen süre, borcun ödeme zamanı.

Vakıf: Bir hizmetin gelecekte yapılması, sürmesi için belirli bir koşullarla ve resmi bir işlemle bırakılan gelir, para yada mülk.


Y


Yargı: Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar.

Yaptırım: Buyrukların yerine getirilmesini sağlama.

Yayım: Yayma işi. Kitap, gazete vb. okunacak şeylerin basılıp, dağıtılması.

Yayın: Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete gibi okunan veya radyo, televizyon aracılığıyla halka sunulan,duyurulan, iletilen şey.

Yönetmelik: Yasa ve tüzüklerin uygulanmasında görevlilere yol göstermek, yasa ve tüzüklere aykırı olmamak üzere bir ya da birkaç bakanlık ve belediyelerce çıkarılıp resmi gazetede yayımlanan nesnel kuralların tümü. Aynı zamanda bir kuruluşun çalışma yöntemlerini belirleyen kuralların tümü.

Yükümlülük: Yapılması zorunlu olan iş veya bir işi yapma zorunluluğu, mecburiyet, yükümlü olma durumu.


Z


Zilyet: Bir şeyi fiilen elinde bulunduran kişi; bir şeyde tasarrufta bulunan kişi.

Zaruret: Zorunlu olma durumu, zorunluluk.